Şehnaz Paçacı
kelebek gürültüsü

Tim’s – III

08 Haziran 2009 | Deli Karga

Timur gözlerini açtığında yine O vardı yanında ve fısıldıyordu usulca:
Cinnetime gelin mavi şaraplarımdan için
Bambaşka başkalıklar içindeyim
Bir deliyim ben önümde eğilin
Aşkın yolu tektir denir
Onu bulmak isteyen benimle sevişir
Derin bir nefes alın, rahatlayın ve kendinize gelin
Gökyüzünde uçan kuşlar var
İçinizdeki uçurumun ortasından geçin
Bakın bir tüy kadar hafiflediniz artık
Şimdi düşümdeki karanlığa takılın
Beklemeden girin oraya
Derin bir kuyu var sakın korkmayın
Kendinizi kuyunun içine bırakın
Sonsuzluk ayracıdır onun adı
Kavrayıp kucaklayacak, aklınızı alacak tadı
Ama sakın gözlerime bakmayın
Gözyaşlarımdan düşüp ölürsünüz ağlarsam sonra
Alacalı bir gezegen çıkacak karşınıza
Terazi şeklinde
Bir kefesinde dünya ötekinde şeffaf bir balon
İçinizden dilsiz olanı dudaklarındaki dikenle ısıracak
O balonu ve patlatacak
Dünya boşluktaki sesin genişleyen ritmine karışacak
Yabani aşklar adına kutsuyorum seni insan başlı yılan
Isır bedenimi ve akıt zehrini kanımdaki şehvete
Bir kertenkele kuşu olup konayım
Yıldız evlerinin bahçelerine…
Sakıncalı bir düş benimkisi
Gerçek ötesi bir romanımdan alıp getirdiğim…

Uyandın mı ey oğul dedi, sesindeki garip tonla.

Uyanmıştı ama kan dolu katil dolu bir dünya idi uyandığı.

Bana edebiyat parçalamayı bırak da görevimden bahset dedi panter’e. Acele etmeli idi neticede kansız boşa geçen her an sevdiklerinden belki de sonsuza dek ayrı kalacağı anlamına geliyordu ve bunu aklına getirmek dahi istemiyordu. Neticede o daha hayatının baharındaydı ve 14 yaşında biri ölebilirmiydi ?! Ne zaman ölse biri, doğmaktadır sevdikleri cümlesini tekrarlayarak sormuştu bu soruyu pantere.

Fakat O’nu daha doğrusu sorusunu dinlemeyen Panter kurbanı hakkında bilgi vermeye başlamıştı bile:

Sürekli siyah giyinen, kanı çok seven, görünüm olarak eric draven ile dreami andıran yapıda, yanında sürekli olarak sadece onunla konuşan bir tilki ile karga bulunan; bundan ötürü de çocuklara masallar yazan meşhur fabl yazarının ismi ile hitap edilen biriydi.

Bu seferki çok eğlenceli olacak diye düşündü Timur ve aklındaki diğer soruyu sormasına bilen gerek kalmadan cevabını aldı panterden:
Evet, istediği kadar katil öldürebilirdi. Ve bu haber bıyıkları yeni terleyen bu gencin çok hoşuna gitmişti.

Bay masalcının hangi barda olduğunu öğrenmiş ve elinde bayıltıcı silahla pusuya yatmıştı. Talihi açık olduğundanmıdır bilinmez saatlerce beklemesine fırsat bırakmadan masalcı kapıda görünmüştü. Yalnız kalana kadar bekledi ve felç eden ilaçlı oku kurbanının ensesine tek atışta sapladı. Bedeninden beklenmeyecek bir güçle masalcıyı geride yıkıntıları kalmış camiye götürdüğünde kimse onu görmemişti. Yıkılmasına rağmen mihrabı yerinde duran! caminin karanlık bir köşesinde idi şimdi. Kurbanını önce ellerinden duvara çiviledi. Sonra da ayaklarını. Tuhaf geliyordu bu durum.İsa’nın çarmıha gerilmesi gibi birini camide çarmıha germek ve bu şekilde bir katliama girişmek.

Katliamdı çünkü masalcının yanındaki hayvanları da__ki tilki ile karga değillerdi O’na yardımcı olan adamları idi__öldürmüştü. Güzel bir şekilde kurbanını sabitledikten sonra nefes alıp verişini kontrol etti. Evet, nefes alıyordu. Bu önemliydi çünkü acı çekmesini istiyordu, tıpkı katlettiği insanlar gibi O da acı çekecekti.
Bir hilal şeklinde dizmiş olduğu ve doğruca kurbanının topuklarına doğru ilerleyen benzin ile ıslattığı saman destesini yaktı. Alevler hızlı bir şekilde kurbanına doğru ilerlerken alevlerden ucunu yaktığı okları da masalcıya doğru atmaya başlamıştı. Ağzını diktiği masalcı alevlerin topuğunu yakarak yukarı doğru ilerlerken kabarcık kabarcık olan derisinin acısından çok yanan bir halde sağ baldırına, sol koluna, omuzlarına ve vücudunun onu öldürmeyecek yerlerine saplanan yanan okların acısının derdine düşmüştü. Yalvaran bir ifade ile Timur’a bakıyordu.

Timur’sa kendinden geçmiş bir halde elindeki oklardan birini masalcının beynine diğerini de kalbine göndermişti bile.

Şimdi olduğu yerden izliyordu eserini. Işıl ışıl aydınlatıyordu masalcının cesedi ve başka bir koku katıyordu Katiller Şehrinin kan kokusundan başka bir koku duyulmayan gökyüzüne.

Kapının çalan zili Timur’u ziyarete gelen anıları ait oldukları yere gönderdiğinde saat 19:03′tü…




gerekli



gerekli - ama yayımlanmaz


Yorumunuz:

Ben bende değil, sende de hem sen, hem ben,
Ben hem benimim, hem de senin, sen de benim,
Bir öyle garip hale bugün geldim ki
Sen benmisin, bilmiyorum, ben mi senim?

Mevlana Celaleddin Rumi

Bir önceki yazı

Ve start verildi!
Koş dedi ona.
Ardına bakmadan, son görüş noktana kadar durmaksızın koş. Hiç kapatma gözlerini, görebildiğin son noktaya kadar koş!
Koşan ve koşturan da bilmekteydi bu son noktanın kolay kolay görünmediğini.
Ardına bakmadan koşmalısın, ancak her düştüğün taş aklının bir yerine kazınsın. Çok değil, kısa bir süre sonra tekrar bir diğeriyle karşılaşacaksın, bu sefer bu yeni engelin [...]

Bir sonraki yazı