Birinci nokta; kendinden emindi, İkinci nokta; hiç bir zaman doğru mu yanlış mı bilemedi. Üçüncü nokta; masal oldu, kimse sonunu bilemedi. Gitmek lazım, bir nokta bırakıp geride.
11 Eylül’de bahçedeki minik havuzda boğulmak üzere bulduk Polen’i, ufacıktı, sırılsıklamdı, çok aç ve yorgundu minicik kedi. Hemen hemen 2 haftalık bir yavruydu. Ya annesi bırakıp gitti, ya yolunu kaybetti bilemiyorum ama bir şekilde kendini bize duyurmak için o kadar çabalamıştı ki bitap düşmüştü yorgunluktan. Kuruladık, karnını doyurduk, gerekirse tuvaletini bile yaptırdık bebeğin. Sonraki bir [...]
Güzeldi İstanbul her zamanki gibi. İstanbul’da en uzun süreli yaşantım 1 haftayı geçmedi, arada hep üç gün, beş gün kalıp döndüm ancak ben İstanbul’u eskiden beri severim nedensiz. Küçük bir çocukken de severdim. Ama en çok ilk gençlik dönemimde özenirdim İstanbul’da yaşamaya. Gazetelerin sinema/kültür/gezi sayfalarına falan bakardım, nerede ödül almış bir film, nerede iyi bir [...]
Bazen çok afilli cümleler geliyor aklıma, sanki dilimin ucunda ama kuramıyorum. Bazen çok ağır sözler geliyor aklıma, sanki kalemimin ucunda ama yazamıyorum. Bazen koca bir çığ oluyor sanki gözyaşlarım, sanki akacak.. Ağlayamıyorum. Ben bazen konuşamıyorum, bazen sadece susabiliyorum, bazen sadece yutkunuyorum. Boğazıma bedenimden büyük, öyle acı bir düğüm takılıyor ki yutkunuyorum. Boğazıma öyle bir acı [...]
İsteyerek unutulmuş bir kutlama yazısıdır bu.. Sadece anneme.. Sadece canım anneme.. Uzun zaman oldu adam akıllı oturup konuşmayalı. Neler yapıyorsun, günlük telaşlar, ben bunu yaptım siz ne yaptınız sorularının cevaplarını anlatıp, duymaktan öte; çok uzun zamandır gerçekten hissettiklerimi söyleyemedim. Aslında bilirsin ben yer, zaman tanımam hep söylerim. Bilirsin içimde kalsa dert olur. Hoş sen sadece [...]
Olmamalı mı?
Ne romantik, ne anlamlı.. Sadece öylesine … yazım geldi.. geçiyor.. ve hatta geçti bile yazasım geldi, geçiyor bile yazasım geldi, içimi kalemle kazıyasım geldi, kürtaj gibi! bir yarayı temizler gibi bir anıyı söküp hayatımın en afilli yerinden yerin dibine sokar gibi, bir dikeni çıkarır gibi seni içimden dışarı çıkarasım geldi. kanata kanata canımı seni çıkarıp [...]
Bu bir karanlık tümcesi. Bu bembeyaz bulutların arasında bir alacakaranlık yanılsaması. Bir bilinç aldanması. Bir söz yitimi. Bu bir karanlık tümcesi. Bir meleğin kanadından düşüp toprağa çakıldı umut silsilesi. Yıllar önce ufacık bir çiçek vardı, oksijene ve güneşe aç, minicik bir çiçek. Dallanıp tomurcuklar açtırtacak bir besin kaynağıydı tek dileği. Sonra bir gün çok kuvvetli [...]
Gördüğümü görürse gözlerin, görürüz görülmeyeni görebildiğimiz derecede, Bir olursak bir de gördüklerimizin etkisiyle, Nişan alırız belki de güzel günlere! Tüm göz, gez, arpacık komutlarının bu denli masumane olması dileğiyle..
Bundan böyle 4 haziran benim çilek günüm olacak ve ailecek her yıl bugünü çilek yiyerek geçirme kararı aldım. Çünkü bugün çilek açısından çok çok şanslı bir günümdeydim. Ofise gelen arkadaşım soyut (Erkan Bulan) elinde tarladan yeni toplanmış çileklerle çıkageldi, tam da yemek üstüne rastlamıştı gelişi, bir nevi tatlı oldu o çilekler benim için. Ve arkasından [...]