Uzun zamandır istediğim birşeydi, gitmek. Birkaç günlüğüne de olsa uzaklaşmak. Kocam ve karnımdaki bebeğimle sakin bir kaç gün geçirmek… Sonunda olacak gibi. Artık ofise de bazı günler gitme kararı aldım. Bir dolu, bir boş geçsin günler. Sakinleşsin herşey.
Jr. blog açıldığından beri buraya yazamaz oldum. Önemli gün ve haftalarda sana koşuyorum diye kırılma sakın. Hatta bugün hiç alınma çünkü bugün benim doğum günüm.
Hatay’dan aşağı salıp kendimi denize kadar yürümeyi çok özledim. Her daracık sokakta karşıma çıkan başka bir hikayeyi cebime koyup, Güzelyalı sahilinden denize fırlatmayı özledim. İlk defa gördüğüm birinin, sokakta kıstırdığım kedi için “buranın müdavimi o tekir, yavruları da aha şuracıkta, şurada da mama kapları işte” diye başlayıp, mahallenin tüm kedilerini saymasını özledim. Evlerin önünden geçerken [...]
Artık daha bir sakin olmalıyım hayata karşı, daha bir dingin, daha bir aklı başında olmalıyım. Ama aklımı fazla da alırsam başıma iyice şaşırırım, aslında biraz daha fazla umursamaz olmalıyım. Artık anne adayıyım. “Evli ve çocuklu”ya terfi ediyoruz artık. Can’ım kocamla bana verilen güzel bir hediye… Çabuk gel bebiko, sağlıkla…
Sevgili Alev, geçen yaz taa İstanbul’dan getirmişti seni bize, 12 ağustostu, öğleden sonraydı, hatırladın mı minik yavrum? “Oha demiştim “bu mu minik Bayram?” Kocaman olmuş bu. Daha sonra sen bir saksıya bir koltuğa zıplamaya, koklaya koklaya alışmaya başlamıştın. Sonra Alev annen Ökkeş ve Armut abinin yanına dönmüştü, bizbize kaldık, sen bahçeyi, çimeni, açık havayı, gezmeyi [...]
Uygun iklime sahip olan yerlerde en çok çocuklar, sonra da bazı bazı gençler çok sever karı. Çocuklara eğlence, gençlere enerji ve belli bir yaş sınırını geçmiş büyüklere de eklem ağrısı demektir kar. Ben şöyle lapa lapa yağan karda kar topu oynayamadım doğru düzgün, sadece bir kez rastladım o kadar kara, hevesimi alamadan soğuktan içeri kaçtım. [...]
Hiç farkında değildim ama 2009′un bitmesine 10 gün kalmış. Bit 2009 bit, gel şans ve sağlıkla 2010 gel.
Sen keşke beni bir de şimdi görseydin. Kraliçen o kadar büyüdü ki sözde. Belki bu kadar üzgün olmazdım bir büyük insan gördüğümde. Her gördüğüm anneannede, babaannede, başkalarının kahramanlarında hep “sen de olsaydın keşke” geçiyor hayatımdan; bakakalıyorum… Kaybetmenin acısını keşke seni yitirerek anlamasaydım. Bu gece, öylece… Durduk yere bu gece… Aklımdasın… Çocukluğumun devasa sığınağı, canım… Babaannem… [...]
Bazen ne kadar istersen iste, hayat seni görmezden gelir. Olman değil de olmaman daha kolay gibi davranır sana bazen. Ve sen içinden geldiği gibi, gidemezsin.. Susamazsın.. Gülemezsin.. Sevemezsin.. – Bir boşluğa ithaf edildi, belki dolar diye.. Belki devamı da gelir, gelmese daha iyi olur.
Güzel bir gün bekliyorum, bir ışık yansımasında eriyip gidecek. Can sıkıntısının bir tek anlamı vardır dostum; kararsızlık. Ve bu anlarda ya umut edersin ya çözüp halatlarını geminin çekip gidersin. Aklının içinde yolculuğa çıkmak, kelimelerin, cümlelerin harf sayılarını söylemekten daha zordur. Ya da bir fonksiyonun parabollerini hesaplamaktan. Nefes almaktan, sevmekten ya da nefret etmekten. Yolculuğa çıkmak [...]