– 2005 – Bir gün görmüşlüğün etkisinde, bir güne ömür adanan, bir gün görmüşlüğümün hazinesiydi sakladığım içimde görüleni sen olan… Adımların izinde patika bir yol bu.. Yol bu, adım mı takip eder, ayak izleri mi yola konuk belli değilken yazılan bir öykü müdür hayat? Olmamalıydı!
Etrafımda evcilik oyunları, yemekler, misafirler, yorumlar vsler. Ftpler, cssler vs. Sabahlamalar, nikotinler, domain name’ler vsler.. Bir vs oyundur hayat.. 6 aylık planlar eşliğinde iktisadi, sosyal vs kalkınma planları.. Vs. Vs. Vs.
- – 2007 – – Aynalar bile yalan söylüyor. Hele ki insanlar.. Bilmediğim bir dilde yazamadığım bir satır gibi, içimden yok hatta dışımdan en edepsiz küfürleri edesim geliyor sana; ama kahretsin öğrenemedim.. Çok romantik girmiştim başta şaşırdın dimi dostum, yok öyle şaşırmaca..
Eksik kalmış bir not gibi yarım adımlarım.. Ne gitmeyi biliyor, ne kalmayı. Eksik bir aşk.. Ne bitmeyi biliyor, ne doğmayı..
Açacaktı yeni güne; “söz” demişti bana; “sadece tutunduğum köklerime can suyumu ver!” O yüzden kıpkırmızıydı ertesi gün, Söz verdi bana.
Kaybolan şehirlerin gölgesini yakıyorduk en son. Nasıl oldu da ıslak caddeler söndürdü yakıp kurtulmak isteyen ellerin kalplerini? boşver -di git -tik.. martı kardeşim martı.. komada!
Korkuyorum yazmaktan. Aklıma geldikçe kaçıyorum, kaçırıyorum.. Kalem kağıt: eski bir dosta kin tutar gibi kaçıyorum sizden. Bir görsem, bir dokunsam sanki dünyam yıkılacak gibi kaçıyorum. Yazmamalıyım. Bir başlasam dilim tutulacak. Yazmamalıyım. Yazsam yıkım, yazmasam günah…