Şehnaz Paçacı
kelebek gürültüsü

Ekim’de İstanbul II

08 Ekim 2009 | Sarhoş Kelebek

Güzeldi İstanbul her zamanki gibi. İstanbul’da en uzun süreli yaşantım 1 haftayı geçmedi, arada hep üç gün, beş gün kalıp döndüm ancak ben İstanbul’u eskiden beri severim nedensiz. Küçük bir çocukken de severdim. Ama en çok ilk gençlik dönemimde özenirdim İstanbul’da yaşamaya. Gazetelerin sinema/kültür/gezi sayfalarına falan bakardım, nerede ödül almış bir film, nerede iyi bir sanatçının konseri hep İstanbul’da olurdu. Sözde İzmir de büyükşehir ama olmazdı böyle aktiviteler. İstanbul’un bir tek aktif sosyal yaşamına vurgundum o zamanlar. Sonra eski binalarını, o koskocaman taş yapıları gördükçe, İzmir’i anımsarım ben hep, yakın geldi İstanbul. Şimdilerdeyse dostları, arkadaşları görmeye gidiyoruz. Giderek daha çok seviyoruz.
İstanbul gezimizde Seviye ve Cihan Kaloğlu Çifti, ayrıca Mustafa Öztürk bizi evlerinde misafir ettiler, biz de çok rahat ettik, çok mesut olduk, teşekkür ederiz. Seviye ve Cihan’ın kedileri Kartal ve Yuva’yı çok sevdim, kocamanlar maşallah. N. Onur Atahan ve Okan Barlas‘ın peşine takıldık hep beraber, güzel şeyler yedik, içtik. Uzak İhtimal’in ön gösterimine koşa koşa yetiştik, izledik.
Daha bir çok şey yaptık, Alev Durmuşoğlu ve Uzak İhtimal’i izlemeye gelen ekiple Dolmabahçe’de çay içtik, gece manzarası harikaydı. Kısacası ekimde İstanbul gayet güzel geçti. 6 Ekim Salı günü de Bursa’ya evimize döndük.


“Ekim’de İstanbul II” hakkında 2 yorum var
Avatar
Sezgi

İyi ki geldiniz..


Avatar
Şehnaz Paçacı

İyi ki seninle de tanıştık sonunda, artık Bursa ya da İstanbul neresi olursa görüşelim.




gerekli



gerekli - ama yayımlanmaz


Yorumunuz:

Uzun zamandır isteyipte bir türlü fırsat bulamadığımız İstanbul ziyareti sonunda gerçekleşti. İki Ekim Cuma günü Bursa Güzelyalı’dan Kabataş deniz otobüsüne bindik, geldik. Bakalım ne zaman döneceğiz?

Bir önceki yazı

11 Eylül’de bahçedeki minik havuzda boğulmak üzere bulduk Polen’i, ufacıktı, sırılsıklamdı, çok aç ve yorgundu minicik kedi. Hemen hemen 2 haftalık bir yavruydu. Ya annesi bırakıp gitti, ya yolunu kaybetti bilemiyorum ama bir şekilde kendini bize duyurmak için o kadar çabalamıştı ki bitap düşmüştü yorgunluktan. Kuruladık, karnını doyurduk, gerekirse tuvaletini bile yaptırdık bebeğin. Sonraki bir [...]

Bir sonraki yazı