Uygun iklime sahip olan yerlerde en çok çocuklar, sonra da bazı bazı gençler çok sever karı. Çocuklara eğlence, gençlere enerji ve belli bir yaş sınırını geçmiş büyüklere de eklem ağrısı demektir kar. Ben şöyle lapa lapa yağan karda kar topu oynayamadım doğru düzgün, sadece bir kez rastladım o kadar kara, hevesimi alamadan soğuktan içeri kaçtım. [...]
Hiç farkında değildim ama 2009′un bitmesine 10 gün kalmış. Bit 2009 bit, gel şans ve sağlıkla 2010 gel.
Sen keşke beni bir de şimdi görseydin. Kraliçen o kadar büyüdü ki sözde. Belki bu kadar üzgün olmazdım bir büyük insan gördüğümde. Her gördüğüm anneannede, babaannede, başkalarının kahramanlarında hep “sen de olsaydın keşke” geçiyor hayatımdan; bakakalıyorum… Kaybetmenin acısını keşke seni yitirerek anlamasaydım. Bu gece, öylece… Durduk yere bu gece… Aklımdasın… Çocukluğumun devasa sığınağı, canım… Babaannem… [...]
Bazen ne kadar istersen iste, hayat seni görmezden gelir. Olman değil de olmaman daha kolay gibi davranır sana bazen. Ve sen içinden geldiği gibi, gidemezsin.. Susamazsın.. Gülemezsin.. Sevemezsin.. – Bir boşluğa ithaf edildi, belki dolar diye.. Belki devamı da gelir, gelmese daha iyi olur.
Bugünlerde memleket hasreti denilen şeyi yaşıyorum sanırım, bir İzmir, bir deniz kokusu, bir Kordon aşkı aldı yürüdü bende. En son temmuz ayında gitmiştik, 4 ay olmuş çok uzun zaman bu benim için. Bayram sayesinde gideceğiz kocamla beraber ama koşturasım var İzmir’e doğru şimdiden. Umarım bayramda hava güzel olur da tadını çıkarırız.
Güzel bir gün bekliyorum, bir ışık yansımasında eriyip gidecek. Can sıkıntısının bir tek anlamı vardır dostum; kararsızlık. Ve bu anlarda ya umut edersin ya çözüp halatlarını geminin çekip gidersin. Aklının içinde yolculuğa çıkmak, kelimelerin, cümlelerin harf sayılarını söylemekten daha zordur. Ya da bir fonksiyonun parabollerini hesaplamaktan. Nefes almaktan, sevmekten ya da nefret etmekten. Yolculuğa çıkmak [...]
Birinci nokta; kendinden emindi, İkinci nokta; hiç bir zaman doğru mu yanlış mı bilemedi. Üçüncü nokta; masal oldu, kimse sonunu bilemedi. Gitmek lazım, bir nokta bırakıp geride.
11 Eylül’de bahçedeki minik havuzda boğulmak üzere bulduk Polen’i, ufacıktı, sırılsıklamdı, çok aç ve yorgundu minicik kedi. Hemen hemen 2 haftalık bir yavruydu. Ya annesi bırakıp gitti, ya yolunu kaybetti bilemiyorum ama bir şekilde kendini bize duyurmak için o kadar çabalamıştı ki bitap düşmüştü yorgunluktan. Kuruladık, karnını doyurduk, gerekirse tuvaletini bile yaptırdık bebeğin. Sonraki bir [...]
Güzeldi İstanbul her zamanki gibi. İstanbul’da en uzun süreli yaşantım 1 haftayı geçmedi, arada hep üç gün, beş gün kalıp döndüm ancak ben İstanbul’u eskiden beri severim nedensiz. Küçük bir çocukken de severdim. Ama en çok ilk gençlik dönemimde özenirdim İstanbul’da yaşamaya. Gazetelerin sinema/kültür/gezi sayfalarına falan bakardım, nerede ödül almış bir film, nerede iyi bir [...]
Uzun zamandır isteyipte bir türlü fırsat bulamadığımız İstanbul ziyareti sonunda gerçekleşti. İki Ekim Cuma günü Bursa Güzelyalı’dan Kabataş deniz otobüsüne bindik, geldik. Bakalım ne zaman döneceğiz?