Suç benimse eğer her fail gönüllüsünü yok edip alırım elbet, benim olandan mı sakınıcam? Ama değil… Bazı şeyleri engelleyemezsin ve bu sözlükte kader olarak geçer! İnancımın ötesinde bir tesadüf silsilesinin sonucunda hayatı gördüm, hayatımı buldum, inancı gördüm! Bazı şeyleri engelleyemezsin ve bu sözlükte kader olarak geçer! Peşini bırakmadım hayatın, ardından gittim, elimden tuttu, benimle yürüdü [...]
Oyuna gelen gözlerin düşüncesiz hareketlerinde, sorgusuz icaplarında davetlere kayan bir yıldız gibi susuverdi aşk! Aşk sustu, hava pustu; içim durdu.. Bilemedim.. Sıcaktı.. Çok sıcaktı.. Yanan saatlermiş ısıtanım; sezemedim..
Hüznümü astığım darağacında sandalyeyi iten.. Senmisin? Değilsin! Sanmıştım.. Ki gerçeklik dışı bu oyunda herşey serbestti; Gülümseyişimi perçinleyen sen kabullenmiştim. Değilmiş..
Yüksek voltajlı sanayi tipi bir ilişkiydi artık bizimkisi. En ideal seçimler yapılmış, en olurlu ihtimaller, tüm marjinal faydalar ayrıştılmış ve cam bir fanusun içine atılmıştı.. Bizim besinimiz olan! Hep buradan tükettik biz. sonra strelize aşklar gibi olduk. Sadece voltaj farkı olan. Bitmeyecek bir gerilim bu! Paramparça insan vücutları, biz; her seferinde kalbimizden doğurup öldürdüğümüz bedenimiz.
HB’nin ikinci kademesinden bir kalem.. Yok yazmak değildi amacım.. Kalemin kimliğine uygun olsun diye düşlediğim kapkara bi kar’alama.. Kara yazan bir kalem ya kârı sermayeyi geçmez diye durdurulmuş yatırımı. Ki yatımı da istemsizdi yıllarca. Aa unutuyorsun yine ama, nereden çıkardın bu şapkalı harfleri; devir değişti.. Şapkalı, saklı, güz’elli kelimeler geride kaldı. Güzün en güz’el ayı. [...]
Yenilenmekti yenişimin adı, yen-ilenmekti adı kırık kolun sol anahtarı! Tersine açılan kapılardan bahsimdir anahtarı görünce elime döktüğüm.. Ki ters ne bir elemdir bu tarihsizliğinde bilincin, ne de talihsizliğe bir nişan ilave.. Bilmediğinin farkına varmak çok farklı bir duygu, varolduğunu bilipte bilmiyorum… dan farklı, var mıymış? Nedir o? Kime denir, nasıldır? Böyle biraz.. Biraz da tam [...]
Üstüste binmiş potansiyel mutluluk yığını bu üzerinde yol aldığım.. Adımlarımı sağlam bassam içine düşeceğim biliyorum. Ayaklarımın altından kayıp gidiyor tebessümlerim.. Dudaklarımı ezip geçen meğer benmişim!…
Doğamadım evet! Çok sıkışık burası.. Nefes alamıyorum! Doğamıyorum; elimden tutulmuyor! Henüz kendi oksijenim yok ciğerlerimde; çünkü doğmadım! Oysa ben yaşam kaynağı rezervlerimi arttırmakla meşguldüm ama.. Doğmayacağımı bilmiyordum! Hem bugün de bozuk yapılmış dediğim günlerden biri, ama fabrikaya gönderme şansım yok ki! Daha doğmadım ve bu havasızlıkta konuşarak oksijenimi tüketiyorum.. Bakma öyle, elbette konuşmayı biliyorum! Sadece [...]
Yoksun işte… Yokluğun yine Kalbimin dostluk yerinden vuruyor, Böyle olmuyor..
Bıkkın düşler prensesinin sesi oldum bu gece çığlıkların arasında. Sanki yangın, yaz yazgını.. Sönmeyecek gibi, bir ses gelse saman alevine dönecek gibi.. Bu sessizlikte sesinin kısık nefesinde sözlerimin karıştığı bıkkın ve yorgun tınılarda kayboldun bir gece. Bu gece.. Herşey bir düzensiz kabullenişle başladı..