Şehnaz Paçacı
kelebek gürültüsü

Başlıksız Başlık

04 Şubat 2012 | Ezgi, Genel, Sarhoş Kelebek

Bir başlık yaratmakta çok zorlandım, düşünsene buraya gelmeyeli tam 466 gün geçmiş! Oysa son yazımı daha dün yayınladım sanki. Bu 466 günde neler olmadı ki? En önemlisi, en güzeli, en benim, en canım, en sevdiğim olan Ezgi‘m geldi dünyaya, tam 444 gün önce. Hayatımın evliliğimizden sonraki yeni dönüm noktası: 17 Kasım 2010. Ezgi’den sonra elbette herşey çok değişti. Lohusalık döneminin karışık ruh hali, bir bebeği tanımak, bir bebeğe alışmak, bir bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak, onun hakkındaki endişelerini minimum seviyede tutmak. Ve belki de şimdi dönüp baktığımda aslında o kadar da zor değilmiş denen, ama o günlerde gerçekten yıpratan, uykusuz geceler. Hoş hala Ezgi’nin uyku düzeni tam olarak oturmadı. Ama artık o minicik halindeki kadar uykusuz değiliz çok şükür.

Emzirmeler, süt arttırmalar, mamalar, alt değiştirmeler, hangi bez iyidir, hangisi taşırmaz, hangisi pişik yapmaz, hangi zıbını giydirsek üşümez soruları bir yandan, evle ve sevdiceğiniz kocanızla ilgilenmek için zaman yaratmaya çalışmak bir yandan, sezaryenle doğum yaptığım için iyileşmek bir yandan derken gerçekten yorgun ve bitkin günlerim oldu. Ama bebeğimin, o masum, o benim olan, o dünyanın en güzel kokusuna sahip canlının bana bakışı, minicik parmaklarıyla parmağımı tutmaya çalışması, melekler gibi uykusu bana yaşadığım tüm o zor zamanları unutturuyordu.
Hamileyken her sabah bugün işe gitmeyip koca gün evde yatacağım diye kalkıyordum yataktan, sonra bir bakıyordum ki ofisteyim. Evde oturmayı bir türlü beceremediğim için hamileliğimin son gününe kadar çalıştım, sadece son 15 gün işe gün aşırı gitmeye başlamıştım. Çünkü kocaman bir karnım vardı ve taşımak gerçekten çok zordu.
Ezgi zor zamanlarını atlattıktan sonra yine çalışmaya karar verdim ve Temmuz 2011′den beri aktif olarak çalışmaya başladım. Zaman temmuzdan beri daha hızlı akıyor. Ezgi ise başlarda bu gündüz ayrılığını garipsese de iş dönüşü saatlerimi artık algılamaya başladı ve biraz gecikirsem kıyameti koparıyor. Ezgi’ye babaannemiz bakıyor ve bu durumdan gayet memnunum. Çünkü acaba mamasını yedi mi, acaba ağladı mı, acaba öyle mi böyle mi sorularına takılmıyorum. İçim rahat ve huzurluyum.
Evet 466 günde özetle bunları yaptım ben ve geri döndüm yazmaya, umarım bu sefer başarılı olabilirim.




gerekli



gerekli - ama yayımlanmaz


Yorumunuz:

Bundan 6 yıl önce yaşamın senin yanındayken anlam bulduğunu farketmiştim. İyi ki farketmişim! Şimdiyse evliliğimizin ikinci yılı biterken ve bebeğimizin gelmesine bir ay kalmışken, seni karşıma çıkarana tekrar teşekkür ediyorum. Şimdi sen baba olmaya, ben anne olmaya hazırlanırken, her an olduğu gibi iyi ki varsın, iyi ki benim Can’ımsın diyorum. Kızımızla beraber öpüyoruz ve çok [...]

Bir önceki yazı

O kadar üşendim ki hesaplamadım günleri, zor değil aslında 2 yıla çok çok az kalmış. 2 yıldır uğranmayan bir blog! Artık blog olmaktan çıkmış sanki anı defteri. Gardrobun üst raflarına atılmış eski moda kıyafet gibi. Tabi bu cümleleri kafamda kurarak gelmedim buraya, gördüğüm manzara karşısında şimdilik kelimelerim kifayetsiz. Hiç mi zaman ayırmadın be kadın! Yorumsuz, [...]

Bir sonraki yazı