Şehnaz Paçacı
kelebek gürültüsü

Anneme..

17 Ağustos 2009 | Sarhoş Kelebek

İsteyerek unutulmuş bir kutlama yazısıdır bu..
Sadece anneme..
Sadece canım anneme..

Uzun zaman oldu adam akıllı oturup konuşmayalı. Neler yapıyorsun, günlük telaşlar, ben bunu yaptım siz ne yaptınız sorularının cevaplarını anlatıp, duymaktan öte; çok uzun zamandır gerçekten hissettiklerimi söyleyemedim. Aslında bilirsin ben yer, zaman tanımam hep söylerim. Bilirsin içimde kalsa dert olur. Hoş sen sadece bakarak da anlayabilirsin düşündüklerimi.. Ama uzun zamandır bana doya doya bakamıyorsun bile. Bir akşam yemeğinden sonra oturup, seni odama alıp saatin kaç olduğunu bile düşünmeden konuşamadık. Ben artık uykum gelse de sana anlatmaktan alıkoyamam kendimi, sen de beni dinlemeyi yarıda bırakıp bir türlü gidemezsin. Anne! Sen bu yazıyı okumayacaksın elbette, sana okutmam bunları. Artık hayatımız bu şekilde devam edecek. Yıllar önce annenin yanından ayrılıp başka bir hayat kurduğunda aynı şeyleri sen de düşünmüştün biliyorum. Şu an yeni bir hayatım var, eşim, ailesi, yeni bir şehir ve yeni bir işim var. Bunca güzelliğe sahip olduğum için çok mutluyum ve Tanrı’ya şükrediyorum. Ama yine de biliyorum, sabah evden çıkmadan susadığımı bilip kapıya kadar bir bardak suyu kimse getiremeyecek ve ben kimseden isteyemeyeceğim. Üzgün olduğumda o rahatlatıcı sözleri kim söylerse söylesin o hissi veremeyecek bana. Artık uzaktayız anne. Biliyorum ne yol, ne de bambaşka bir hayat yaşattığın güzelliklerin devam etmesine engel değil. Topu topu beş saat uzaklığımız ama olsun, uzak ya.. Tabi bu gerçek hayat, herkes tercihlerini yapar ve mutlu olduğu yeri seçer. Fakat ben seni çok özlüyorum. Ve seni çok seviyorum… Biliyorum sen bunları okumayacaksın, çünkü sana duyurmayacağım. Üzülüp telefona sarılmanı istemiyorum. Ama yine de bugün yazıyorum ilk defa.. Anneler günün kutlu olsun anne!
Geç kaldım biliyorum, ama benim gönlümdeki her gün senin günün.




gerekli



gerekli - ama yayımlanmaz


Yorumunuz:

Bir gün bir diğer güne küsüp giderken,
Hoşçakal demeden gitmemeli…

Bir önceki yazı

Bazen çok afilli cümleler geliyor aklıma, sanki dilimin ucunda ama kuramıyorum. Bazen çok ağır sözler geliyor aklıma, sanki kalemimin ucunda ama yazamıyorum. Bazen koca bir çığ oluyor sanki gözyaşlarım, sanki akacak.. Ağlayamıyorum.

Ben bazen konuşamıyorum,
bazen sadece susabiliyorum,
bazen sadece yutkunuyorum.
Boğazıma bedenimden büyük, öyle acı bir düğüm takılıyor ki yutkunuyorum. Boğazıma öyle bir acı takılıyor ki, sadece susabiliyorum.
Tüm [...]

Bir sonraki yazı