Şehnaz Paçacı
kelebek gürültüsü

17.08.09

17 Ağustos 2009 | Sarhoş Kelebek

Bazen çok afilli cümleler geliyor aklıma, sanki dilimin ucunda ama kuramıyorum. Bazen çok ağır sözler geliyor aklıma, sanki kalemimin ucunda ama yazamıyorum. Bazen koca bir çığ oluyor sanki gözyaşlarım, sanki akacak.. Ağlayamıyorum.

Ben bazen konuşamıyorum,
bazen sadece susabiliyorum,
bazen sadece yutkunuyorum.
Boğazıma bedenimden büyük, öyle acı bir düğüm takılıyor ki yutkunuyorum. Boğazıma öyle bir acı takılıyor ki, sadece susabiliyorum.
Tüm yitip gidenlerimi düşündüğüm zamanlardaki gibi.. Artık sadece susabiliyorum. Ben büyüdükçe ağırlaşıyor kelimelerim, dökülmüyor dilimden. Babaannemin gittiği gün gibi.. Susuyorum. Konuşursam… Konuşamam ki…

17 Ağustos 1999 gibi, bir doğa olayının, doğanın en üstün varlığını yokedebildiği gün gibi. Anlayamıyorum. Bir insan diğer bir insanın hayatını nasıl hiçe sayabilir? Onlarca acı geliyor aklıma.. Yine de o kaosu, o sancıyı düşünemiyorum. Ben o depremi çok uzak bir şehirden hissettim, sabah televizyondan gördüklerim acıydı, ama önemli olan göremediklerimmiş. Ben artık sadece susabiliyorum, sadece yutkunmaya çalışıyorum.


“17.08.09” hakkında 1 yorum var
Avatar
17 Ağustos 1999 | Oğulcan.org

[...] birkaç yazı: Müge Cerman – 45 saniye size ne ifade ediyor ? 17 Ağustos – Beyn.org; Şehnaz Paçacı - 17.08.09 Önerilen Yazılar:15 Ağustos 1984Blog Yazarları 5. Ankara Buluşması | 8 Kasım7. Ankara Blog [...]




gerekli



gerekli - ama yayımlanmaz


Yorumunuz:

İsteyerek unutulmuş bir kutlama yazısıdır bu..
Sadece anneme..
Sadece canım anneme..

Uzun zaman oldu adam akıllı oturup konuşmayalı. Neler yapıyorsun, günlük telaşlar, ben bunu yaptım siz ne yaptınız sorularının cevaplarını anlatıp, duymaktan öte; çok uzun zamandır gerçekten hissettiklerimi söyleyemedim. Aslında bilirsin ben yer, zaman tanımam hep söylerim. Bilirsin içimde kalsa dert olur. Hoş sen sadece bakarak da anlayabilirsin [...]

Bir önceki yazı

Uzun zamandır isteyipte bir türlü fırsat bulamadığımız İstanbul ziyareti sonunda gerçekleşti. İki Ekim Cuma günü Bursa Güzelyalı’dan Kabataş deniz otobüsüne bindik, geldik. Bakalım ne zaman döneceğiz?

Bir sonraki yazı